Emirhan
Ertürk.
İstanbul'da bir bilgisayar mühendisliği öğrencisiyim. Ama asıl ilgilendiğim şey, yazılımın nerede biter ve iyi tasarımın nerede başlar sorusu.
Twenty9'u kurdum çünkü piyasada iki tip ajans vardı: ya estetik konuşan ama teknik derinliği olmayan, ya da sistem yazan ama kullanıcının deneyimini düşünmeyen. İkisinin ortasında olmak istedim. Hâlâ öyle düşünüyorum.
İlk freelance projeyi aldım. Küçük bir restoran için rezervasyon sistemi. Backend çalışıyordu, arayüz berbattı. Öğrendim: teknik çalışmak yetmez.
Tasarımı ciddiye almaya başladım. Dribbble'ı değil, mimari kararları inceledim. Spatial design, tipografi, renk teorisi. Kod yazmak değil, mekan inşa etmek.
Eyeball projesiyle İTÜ Çekirdek ekosistemi içinde yer aldık. Futbol kulüpleri için GNN tabanlı analiz sistemi. İlk gerçek ölçekli mühendislik deneyimi.
Stüdyoyu resmi olarak kurdum. İsim tesadüf değil: 29, bir bilgi bloğunun bitmediği, bir sonrakinin henüz başlamadığı ara andır. Tam buradayız.
Estetik, Performanstan Önce Gelmez
Güzel görünen ama 3 saniyede yüklenen site mühendislik başarısızlığıdır. Her tasarım kararı bir teknik maliyet taşır — bu maliyeti bilerek yapıyoruz.
Müşteri Sorununu Çözüyoruz, Portföy Üretmiyoruz
Her proje bizim için bir olanak değil, birileri için bir çözüm. Briefi okurken "bu nasıl iyi görünür" değil, "bu kişi gerçekte ne istiyor" diye soruyoruz.
Süreç Şeffaf, Kodu Temiz
Ne yaptığımızı, neden yaptığımızı müşteriye açıklıyoruz. Teslim ettiğimiz kod, başka bir geliştirici açtığında anlayabilmeli. Sihir yok, sağlam mimari var.
Güzel bir şey inşa etmek için önce ne inşa ettiğini bilmen gerekiyor. Geri kalan her şey teknik.